google-site-verification=lA1MAPpW2ME21IiK3SrxFwOvJ8kYxtlhtJ6RQfGzlZs
top of page

İnşaat Sözleşmelerinde Yaklaşık Bedelin Aşırı Derecede Aşılması Nedeniyle Sözleşmenin Feshi

Güncelleme tarihi: 14 Ara 2022


İnşaat sözleşmelerinin; tanımı, unsurları, taraflarının hak ve borçları, sona ermesi ve benzeri hususları açısından, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda herhangi bir özel düzenleme yer almamaktadır. Niteliği itibariyle bu sözleşmeler; TBK nezdinde m.470-486 maddeleri arasında düzenlenen “Eser Sözleşmesi” hükümlerine tabidir.


Bazı inşaat sözleşmelerinde, sözleşmenin kurulması sırasında bedelin mutlak bir şekilde belirlenmesi mümkün olmayabilecektir. Bu durumda yüklenicinin yapacağı masraflar ve eserin maliyeti, tahmini olarak hesaplanacak ve yaklaşık bir bedel ortaya konulacaktır. Yaklaşık bedel olarak saptanan bu bedel, tarafları bağlamaktadır. Böylece, sözleşme kurulma aşamasında yapılacak giderlerin ve masraf kalemlerinin belirlenmesi ile taraflar, gerçek bedeli belirlemede zorluk yaşamayacak ve ödenecek bedel netlik kazancaktır.


Taraflar arasında akdedilen sözleşmede, kararlaştırılan yaklaşık bedelinin aşılması durumunda, yüklenici zarara uğrayabileceği gibi, iş sahibi de iş sonunda beklemediği bir bedeli ödeme tehlikesi ile karşı karşıya kalabilmektedir. Kanun koyucu her iki taraf açısından da tehlike doğurabilecek bu durumu bertaraf etmek amacı ile şartların varlığı halinde eser sözleşmesinin iş sahibi tarafından feshini mümkün kılmıştır. İnşaat sözleşmesinin TBK m. 482/1’e göre feshedilmesinin ilk ve temel şartı sözleşmede bedelin tahmini olarak kararlaştırılmış olmasıdır.


1. Eser sözleşmesinde masraflar yaklaşık bedelin aşırı derecede üzerine çıkmış olmalıdır.

Yaklaşık bedelli eser sözleşmesinde kural olarak iş sahibi, sonradan kendisine bildirilen bedeli ödemekle yükümlüdür. Ancak masrafların kararlaştırılan yaklaşık bedeli aşırı derecede aşması durumunda ve iş sahibinin tahammül sınırlarını aşmış olması durumunda, iş sahibinin eser sözleşmesini feshetme hakkı doğacaktır.


Sözleşmede aşırı miktar sınırı belirlenmişse, bu durumda yapılan masrafların aşırı olup olmadığının belirlenmesi kolay olacaktır. Ancak sözleşmede bu şekilde bir sınır düzenlenmemişse bu durumda iş sonunda ortaya çıkan masrafların ne zaman aşırı olacağı “dürüstlük kuralı” ışığında somut olayın özelliklerine göre belirlenecektir . Genel kabul gören görüşe göre, iş sahibi iş sonunda ortaya çıkan bedelin miktarını önceden bilseydi sözleşmeyi yapmayacak idi ise, bu durumda yaklaşık bedelin aşırı derecede üzerine çıkılmış olduğu kabul edilecektir. Hukukumuzda, Alman ve İsviçre hukukundan farklı olarak bu konuda bir yüzde belirlenmesi isabetli bulunmamış, yaklaşık bedelin aşırı derecede aşılmasının her somut olay için doğruluk ve dürüstlük kuralları esas alınarak ayrıca değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.


2. Yaklaşık bedelin aşılmasına iş sahibi sebebiyet vermemiş olmalıdır.

Eserin gerçekleşmesi için yapılan masraflar yaklaşık bedelin aşırı derecede üzerine çıksa bile, eğer bu durum iş sahibine yüklenilecek bir sebepten doğmuşsa, kanundan kaynaklanan fesih hakkı kullanılamayacak, iş sahibi ortaya çıkan fazla masraflara kendi katlanacaktır. Burada önemli olan, iş sahibinin kendi fiiliyle masrafların artmasına sebep olmasıdır. Örneğin iş sahibi kendisi bir malzeme sağlamayı taahhüt ettiyse ve bu taahhüdünü kusuru olmaksızın yerine getirememesi sebebi ile, masraflar aşırı derecede artmışsa artık iş sahibi fesih hakkını kullanamayacaktır.


3. Yaklaşık bedeli aşırı derece aşan masraflar, iş sahibi tarafından kabul edilmemiş olmalıdır.

Eserin imali aşamasında masrafların kararlaştırılan yaklaşık bedeli aşırı ölçüde geçmesi, iş sahibinin faaliyet alanında gerçekleşen bir sebeple olmasa bile, iş sahibi müteahhidin artışa dair taleplerine karşı herhangi bir ihtirazı kayıt ileri sürmemiş ise veya bu fazla bedeli açıkça veya örtülü olarak kabul etmişse, artık sözleşmeyi fesih hakkı bulunmadığı doktrinde kabul gören görüştür.


4. Müteahhit eseri yaklaşık bedelle yapmaktan kaçınmalıdır.

Yaklaşık bedelin aşırı derecede aşılmış olmasına ve aşan miktarın iş sahibinin faaliyet alanı dışında bir sebeple gerçekleşmesine rağmen, eğer müteahhit bu aşan masrafları iş sahibinden talep etmiyorsa artık iş sahibinin sözleşmeyi fesih hakkı olmayacaktır. Başka bir ifadeyle, yaklaşık ücretin aşırı şekilde aşılmasına rağmen, müteahhit söz konusu masrafları iş sahibinden talep etmiyor ve bunlara kendisi katlanıyorsa, iş sahibinin sözleşmeyi fesih hakkı doğmaz.


İş Sahibinin Hakları;


İş sahibi; arsası üzerinde yapılan inşaatta yaklaşık bedelin fazlasıyla aşılması durumunda bedelden makul bir derecede indirim talep edebileceği gibi inşaat tamamlanmamış durumda ise, yüklenicinin devam etmesine izin vermeyerek, inşaatın bitirilmiş kısımları için hakkaniyete uygun bir bedel ödeme karşılığında sözleşmeden dönme hakkını da kullanabilecektir. (TBK m.482/2)


Buradaki sözleşmeden dönme geçmişe etkili şekilde yapılan dönme olmakla beraber, iş sahibi yaklaşık bedelin fazlasıyla üzerine çıkılması nedeniyle sözleşmeyi feshettiğini yükleniciye bildirmesinden itibaren, sözleşme geçmişe etkili biçimde ortadan kalkmaktadır.


Yargıtay genel olarak klasik teori çerçevesinde sözleşmenin geçmişe etkili olarak ortadan kalktığını kabul etmektedir (Yarg. 15. HD T. 05.11.1990, E. 1990/1352, K. 1990/4599). Bazı kararlarında ise yasal borç teorisine uygun olarak taraflar arasındaki iade borçlarının kanundan doğduğunu ve bu taleplerin 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğuna hükmetmiştir (Yarg. HGK T. 02.02.1955 E. 1955/15, K. 1955/14). Bazı kararlarında yeni dönme teorisine uygun şekilde, sözleşmenin bozulmasından doğan borcun akdi bir borç olduğundan hareketle zamanaşımının 10 yıl olduğuna hükmetmiştir (Yarg. 4. HD T. 08.06.1959, 2324/4413 sayılı karar). Yargıtay, iade borcunun kaynağı kanun veya sebepsiz zenginleşme de olsa ,iadenin kapsamını sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre belirlemektedir (Yarg. HGK T. 26.03.1997, E. 1996/15-818, K. 1997/234).


Daha fazla bilgi için:


Kurucu Ortak, Av. Tuba KÖSE Kurucu Ortak, Av. Muhammet Bâkır KÖSE

 
 
 

Yorumlar


bottom of page